Yaklaşık 1,5 yıldır bu adreste yazıyorum. Kim okuyor bilmiyorum, bazen kendi kendime konuşuyormuşum gibi geliyor. Yine yazmaya devam edeceğim ama biraz kişisel biraz da teknik nedenlerden dolayı (büyük ihtimalle Haziran başı itibariyle) bloglamaya şu adresten devam edeceğim. Buradan takip edenlere duyurmak boynumuzun borcudur.
Saygıyla.
Yeni yazı butonuna basıp birÅŸeyler karalayıp sonra vazgeçiyorum hep. Yazsam kim okuyacak ? Canan‘a laf ettik ama bizim halimiz ondan nice midir ? Cesetizleri bile bıraktı artık blogunu düşünün. Artık bloglar okunmuyor nasılsa. Sosyal medya farklı yerlerde hayat buluyor. Zaten az okunan bir blogdum, ÅŸimdi adını bilen de yok. Ne zamandır üşengeçlikten blogun bannerindeki kış temasını deÄŸiÅŸtireceÄŸim ama nasıl olsa kimse girmiyor bloÄŸa, okumuyor diye uÄŸraÅŸmıyorum bile. Bu yazı da öylesine yazıldı zaten. Åžimdi bunu kaç kiÅŸi okudu diye hesap yapsak microsoft’un dandik calc’ına bile gerek yoktur yani o derece. Neyse…
1 Nisan 2005. ÇoÄŸu insan için alelade bir gün. Ben, bundan tam 5 sene önce, yüksek lisansı bırakmıştım. KTÜ’de okuduÄŸum için, yanlarına gidip geldiÄŸim Rize’deki akrabalarımı, günün “1 Nisan” olması nedeniyle inandıramamıştım okulu bıraktığıma. Babam bile ilk söylediÄŸimde inanmış ama onlar inanmamıştı 
Tam 5 yıl geçmiÅŸ aradan. Bir süre iÅŸsizlik ile boÄŸuÅŸtum. Sıkıntılı bir dönem geçirdim ama ÅŸimdi (çok şükür) herÅŸey yolunda gidiyor. İş baÅŸvurularında klasikleÅŸmiÅŸ bir soru vardır, “5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz ?” diye. Açıkçası ben o kararı alırken, bu kadar ayrıntılı düşünememiÅŸtim geleceÄŸimi. HerÅŸey ters gidiyordu ve okulu bırakma kararını almam kaçınılmaz olmuÅŸtu. Åžimdi geriye dönüp baktığımda, 5 yıl içinde insanın gerçekten olgunlaÅŸabileceÄŸini, hayattan isterse dersler çıkarabileceÄŸini görüyorum.
Belki bundan 5 yıl sonra, çok daha farklı bir konumda ve durumda olacağım, onu Allah bilir. Fakat ÅŸu bir gerçek ki; insanın hayatını kendi seçimleri yönlendiriyor. Zaman zaman aksamalar, yoldan sapmalar olsa da; hayat, kendi planladığınız ÅŸekilde gidiyor bunu unutmamak, kararları buna göre vermek gerekir. İstediÄŸiniz hayatı yaÅŸamanız dileÄŸiyle… 

Sen konuÅŸuyordun, ben susuyordum.
Kelimeler yetersiz kalıyor, ezberlediÄŸim yalanlar…
Hangi dilde denersem deneyeyim, anlatamayacağım sana derdimi…
Kalbimde sıkışıp kalan o duyguyu…
Her yeni günde, seni gördüğümde dizilecek kelimeler boğazıma.
Sen konuşacaksın beni görmeden.
Ben susacağım çaresiz…
Not: Filmi kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
Önerisi için mer.’e tekrar teÅŸekkür ederim.
~

çocukken düşündüğüm kadar kolay deÄŸilmiÅŸ “büyümek“.
“ben büyüyünce…” diye baÅŸlayan cümleleri rahatlıkla kurarken,
gerçekleri söylemedi annem ve babam bana.
bir süre sonra, yaÅŸadıklarımın ilkokulda taşıdığım çantamdan daha “ağır” geleceÄŸini bilseydim,
küçükken inandığım masallarda saklanırdım, oyuncak tavÅŸanımla…
(nice mutlu yıllar bana)
~