Uyku
Farkettim ki, yıllar geçtikçe (en azından çocukluktan gençliÄŸe doÄŸru yol alırken) “uyku“nun insan için deÄŸeri ve anlamı farklılaşıyor. Çocukken, ebeveynlerimizin deyimiyle “uyusun da büyüsün” tandanslı bir olgu iken, büyüdükçe ve “gerçek” hayata dahil oldukça uyku, kaçışın ta kendisi oluyor. Stresten, sıkıntılardan, en önemlisi hayattan… Dipsiz, karanlık bir kuyuda, kimsesiz bir huzurevi gibi geliyor uyku… Uyku… Birazcık uyku… Bütün isteÄŸim buydu…


Benim için uyku yaşadıklarımdan kaçış değil aksine onları tekrar yaşadığım , vicdanımın muhasebesini yaptığım bir zulüm haline dönüştü . uyku problemimi aşmak için gerekirse doktor yardımı bile alcam :
KeÅŸke benim içinde kimsesiz bir huzurevi gibi olabilseydi uyku… O zaman bu saatte yorum yazmak yerine yatağıma uyuyor olurdum 
çalışmadığım dönemde ben de geç yatardım. işe başladıktan sonra, biraz daha erken (12 gibi) yatıyorum ama dediğim gibi stresten uzaklaşmak için
uyku benim tek kaçış yerim