feminizm aldatmacası
evet, bugün harun yahya olmaya karar verdim. daha doÄŸrusu sizler -milyonlarca kiÅŸi beni okuyor, o yüzden “sizler” dedim- öyle zannedeceksiniz. onun gibi, “bir ÅŸeyin aldatmaca olduÄŸunu anlatarak aldatmak” eylemini gerçekleÅŸtirdiÄŸimi düşüneceksiniz muhtemelen. olsun. ben yine de vaaz vermeye, pardon fikirlerimi yazmaya baÅŸlayayım.
efenim, feminizmin kökleri ta aydınlanma çağına kadar uzanmaktadır. o dönemlerde kadınların eÄŸitim hakkını savunan bazı aydınlar(adlarını öğrenmek için google’a “feminizm” yazmanın yettiÄŸini biliyor muydunuz?) feminizmin ilk öncüleri sayılır. ilk dünya savaşı’ndan sonra, özellikle kadınlara oy hakkı konusundaki giriÅŸimlerle beraber güçlenen feminizm, 60 sonrası altın çağını yaÅŸamıştır. ÅŸimdilerde de etkisini koruyan bir akım olduÄŸunu söylememe gerek yok sanırım.
bu sıkıcı(!) tarih bilgisinden sonra feminizmin genel kabul gören amacının “kadının özgürleÅŸtirilmesi” olduÄŸunu söyleyebilirim. bu amaç doÄŸrultusunda feminist aydınlar, cinsiyet eÅŸitsizlikleri üzerinden iktidar iliÅŸkilerini, toplumsal güç odaklarını ve cinselliÄŸi analiz ederler. çoÄŸu feminist, kadın-erkek eÅŸitliÄŸini savunurken bazı radikal gruplar kadın üstünlüğünü savunur. bununla kalmayıp erkeÄŸin, “tamamlanmamış kadın” olduÄŸunu iddia ederler.
evrimsel basamakta diÅŸi homo sapienslerin erkeklerden üstün olduÄŸu bir gerçektir. sanıyorum ki radikal feministlerin kadının üstün olmasına ait düşüncelerinde bu gerçeÄŸin de payı vardır. lakin konu hak, hukuk, özgürlük olduÄŸu sürece radikal feministlerin saçmaladığını iddia etmek haksızlık olmayacaktır. çünkü hiçbir insan diÄŸerinden ırk, dil, din veya “cinsiyet” yönünden üstün deÄŸildir. zaten çoÄŸu feminist bu eÅŸitliÄŸin gerçekleÅŸmesi için çalışmaktadır.
bizim kültürümüzde feminizm algısı nedense yukarıda bahsettiÄŸim radikaller üzerine kuruludur. yıllar boyu üretilen popüler kültür ürünlerinde feminizmin radikal tarafının ağır basmasının bu durum üzerinde birincil sebep olduÄŸunu düşünüyorum. bu öyle bir algıdır ki sanki feministler, erkek düşmanı, hatta erkeklerden nefret eden, onlarla aynı ortamda bile bulunmak istemeyen cadaloz kaltaklardır. çizilen bu resim, feminizmin popüler kültüre mizah malzemesi, feministlerin de topluma alay konusu olmasına neden olmuÅŸtur. “kadın” diyen herkesin feministliÄŸinin sorgulanması, toplumumuzdaki feminizm algısının yozluÄŸuna en büyük delalettir.
feminizm kadın özgürlüğü demektir. kadınların ekonomide, sanatta, sporda, kısacası hayatın her alanında erkeklerle eşit derecede boy gösterebilmesine imkan tanınması demektir. kadınların cinselliklerini özgürce yaşayabilmesi demektir. ve bu özgürlüğe en çok sahip çıkması gereken kadınlardır. yüzyıllardır erkeklerin dayattığı kafa yapısından kurtulmak, bu mücadelede kadınlar tarafından atılması gereken ilk adımdır. erkek kafasıyla yapılan feminizm, feminizmin en büyük düşmanıdır.
bu blogda kadınlarla ilgili defalarca yazı yazdım. ve hepsinde de “kadın düşmanı” olduÄŸum sonucunu çıkarttınız. madem anlamıyorsunuz, “bu resmimde sevgiyi anlattım” demek zorundayım. “ÅŸeytan’ın adıyla: kadınlar” baÅŸlıklı yazıda, erkeklerin kadınlara en büyük oyunu olan “kadının kutsallaÅŸtırılması”nın, kadının ezilmesinde en büyük faktör olduÄŸunu anlattım, nefret kusuyor oldum. “kadınlar tacizden hoÅŸlanır” baÅŸlıklı yazıda kadınların statülerini sevgili sahibi olmakla veya kaç tane kıro tacizine uÄŸramakla göstermeye çalışmasının erkek hegomonyasına destek verdiÄŸini yazdım, yaÅŸadıklarım yüzünden kadınlara kinlenmiÅŸ oldum. “nikahı gelmiÅŸ ‘düzgün’ kadın” baÅŸlıklı yazıda kadınların evlilik sevdasının kendilerini köleleÅŸtirdiÄŸini anlattım, genelleme yapan yarasa oldum. ve daha baÅŸka yazılar… hepsinde aynı tepki. artık birÅŸey demiyorum çünkü ne yapılsa müstehak size. evet, siz kadınlara söylüyorum.
bu ülkede her üç kadından biri şiddete uğruyor. benim şahsen tanıdığım, hayatında bir kere bile şiddete uğramamış tek bir kadın yok. çok acı verici. özellikle ülkemizin gelişmemiş bölgelerinde yaşayan kadınların durumu tam bir dram. ama bence bundan daha acı verici olan görece gelişmiş bölgelerimizde yaşayan kadınlarımızın durumu. bu kadınlar, eğitimli, ekonomik özgürlük sahibiler. lafa gelince mangalda kül bırakmadıklarına bakmayın; çoğunun umrunda bile değil kadın-erkek eşitliği. azınlıkta kalan kısmı ise feminizmi kıçından anlayanlardan oluşuyor maalesef. bazen diyorum; keşke atatürk kadınlara özgürlük vermeseydi. belki o zaman hakları için kendileri mücadele ederler ve bu sırada erkeklerin dayattığı fikir yapısından kurtulurlardı.
feminizm mücadelesi, kadınlar erkek sultası altında süs eÅŸyası olup siyaset yap(ama)sınlar diye verilmedi. bütün kadro erkek olunca abazan muhabbeti döner diye kadınların iÅŸe alınması için verilmedi. “erkeÄŸimi her ÅŸekilde mutlu ederim” baÅŸlıklı “sanatsal” fotoÄŸrafları dergi kapaklarını süslesin diye verilmedi. önüne gelen herkesle yatmayı, bedenini para karşılığı veya parasız olarak satmayı cinsel özgürlük sansınlar diye de verilmedi. yahu allah aÅŸkına, bir ankette sorulan “namuslu kadın bakire olmalıdır” önermesine “evet, doÄŸru” diyen kadınların oranı erkeklerden daha fazlayken kimin feminizmini satmaya çalışıyorsunuz?
önce ataerkil toplumun dayattığı düşünce sistematiÄŸinden kurtulun. sonra istediÄŸiniz kadar “feminizmcilik” oynayabilirsiniz. ama anlamadığınız, anlasanız bile yanlış anladığınız bir konunun savunucusu kesilirseniz “bi’ git çay demle” derler adama. seksen altı yılın sonunda eskinin islamofaÅŸizanlarının “demokrasi havarisi” ilan edildiÄŸi memlekette kime söylüyorum ki ben… aptalım iÅŸte.


Ne yazık ki yazdıklarınız tamamen doğru ve özelliklede türk toplumu için doğru. Ben feministim diyenler sanki bakkaldan aldıkları ucuz bir eşyanın etkitiymiş gibi bunu kendilerine takmaktalar, oysaki feminizmin bilinç ellerde ulaştığı noktalar kadınları geçtim erkeklerin bile gözlerini hayata açabilen nitelikte. Evet aslında ataerkil sistemin gözle görülür kurbanı kadınlar olsada erkeklerde farkedemedikleri bu oyunun içinde kukladan başka birşey değiller ve bu durumdan rahatsızlık duymamamızın tek nedenide bize mutluluk kavramının aşılanmış olması. Sizinde dediğiniz gibi tüm bu evlilik masalları ,namus meseleleri hepimize benimsetilmiş yalanlardan ibaret ve benim için çok üzücü bir durumki bu konuda insanların bilinçlenmesini sağlamaya çalışanların takdir edilmekten çok eleştirildiğini ve yaptığı işten usandırıldığını görüyorum, aynı sizin yazınızı okurken hissettiğim gibi. Henüz bu konuda fiili anlamda bir çalışma yürütmemiş birisi olarak bu durum benim için oldukça cesaret kırıcı. Ama yinede tüm bu yanlış tepkilerde zaten bize oynanan oyunlardan, ataerkil sistemden kısacası bizim yıkmaya çalıştığımız tabulardan gelmekte. İşimiz zor..