ego
sokak lambaları yanmaya baÅŸlıyor dışarda. gün batımının ilk iÅŸareti. pencereden bir avuç insanın silüeti gözüküyor. ellerinde kese kağıtları… içlerinde akÅŸamki öğünleri var muhtemelen. “çevremizi temiz tutuyoruz” artık. plastik poÅŸet yerine kese kağıdı veriyorlar marketten. kocaman kese kağıdına sarılmış ufak tefek bir kız dikkatimi çekiyor. tipik bir çehov karakteri gibi. içini o kadar çok doldurmuÅŸ ki taşıyabilmek için kağıda kollarıyla sarılmak zorunda kalmış. hamile gibi yürüyor. en az 7 aylık. komik!
hava tamamen karardı. dışarısı çok soÄŸuk olmalı. rüzgarın uÄŸultusu korku filmlerini aratmayacak türden. yine de dirençli insanlar var anlaşılan. aÄŸzında sigarası, kafasını önüne doÄŸru gömmüş bir erkek var orada. tam türk karakteri iÅŸte. baÅŸka hangi milletin insanı bu soÄŸuÄŸa raÄŸmen sigara zevkinden ödün vermez ki… ÅŸimdi yanına biri daha geliyor o erkeÄŸin. sigarasından ikram ediyor. diÄŸeri nazikçe reddediyor. yani ben nazikçe olduÄŸunu düşünüyorum. onları kuklalarım gibi düşünüp konuÅŸturuyorum. komik!
kıyamet sessizliÄŸi hakim artık. birazdan herkes mışıl mışıllayacak. derken bir anda gürültü: “s.eyim benim hayat!”. bu iyelik eki evde unutulmuÅŸ küfür, yeni türkçe öğrenen arkadaşımdan baÅŸkasına ait olamaz. lise hocası tribiyle “kendini de unutsaydın evladım” diyesim geliyor. lakin arkadaşım benden daha hızlı; startla beraber poligondan fırlayan kiÅŸnek atlar gibi tükürükler saçarak arapça küfürleri ardarda sıralıyor. ne denir ki? evladım küfretme demiyorum hobi olarak gene küfret? komik!
gün biterken bazıları gözlerini huzurla kapatıyor. bazıları mutsuzlukla muhtemelen. çok az bir kısmı ise hiçbir şey hissetmiyor, hissedemiyor. başkalarını gözetliyor. dışarda akıp giden onlarca hayatın hatıratını tutuyor. sonsuzluğa karıştığı düşünülen onlarca ehemmiyetsiz an, onların göz ucundan süzülüp tekrar hayat buluyor. var ki onlar, nesilleri tükenmek üzere olsa da. peki neden ben? hiç komik değil!

